Posts

Hep sorulmadan ve istenmeden verilen tek şey akıl. Ahan da sordum!

Image
İnsan denen varlık hep benzer şeyler ile imtihan oluyor. Kişi kendinden bilir işi! Okurum hızlı giriş yaptım. Giriş bölümünü geçip gelişmenin içinde kaybolmanızı temenni edeceğim ve sonuç olmayacak; zira kendim de sonları bilemiyorum... Fakir, insanlara rahatsızlık verecek diye adeta ödü kopan; bundan hâzâ çekinen ve fevkalade imtina eden biridir. (yazar burda fakir diye kendinden bahsediyor.Çünkü kendinden bahsetmeyi zaten sevmiyor ama anlatmazsa da içi şişiyor.) Öyle ki; aslında şen şakrak ve bitmeyecek sanılan bi enerjiye sahip gibi gözükse de aslında çok kırılgan ve hassas. Kendi ile meşgul etmeyi cidden sevmiyor ve hicap ediyor. İmtihanın kendisi de tam burda başlıyor. Karşısına ekseriyetle pervasız ve patavatsız insanlar çıkıyor. Kalbini kırmayı bırak; târ-u mâr ettiğini hiç düşünmeyen insanlar, fakire o kadar elem veriyor ki; kendine gelmesi zaman alıyor. Tam toparlandı derken, darbeler peşini bırakmıyor. Alaahımmm yazar ne de dolmuş. Ne kederli yazı dediğinizi duyar gibiy...

geçmiş zaman odur ki...

Image
Ne tuhaf şey zaman... İçinde ne çok şey barındırabiliyor... Merhaba okuyucularım. Ne zamandır aklımda bir denizbisikleti ama nedense gelemedim. Biraz dolmak gerekiyor sanırım. Çok da dolunca insan bi taşma yaşanmıyor değil. Kısa ve öz olsun istiyorum yazı... Yazmayı ve kendimi anlatmayı özledim. Twitter ve İnstagram benim bu duygumu biraz doldursa da, bu platform başka... Sevgiler size... Pürkusur Elif

Down Sendromu

Image
Tek fark, tek kromozom. Bu anne karnında yapılan, önce ikili test; ardından eğer bulgu varsa üçlü test ve sonra karından su almayla neticelenen bir testler zinciri ile tespit edilen bir durum. Evet tespit ediliyor edilmesine de; ya sonrası... İlkin "down sendromunun diğer özür grupları içinde en kolayıdır." demekle başlayacağım. Biliyorum çünkü daha öncelerde de belirttiğim gibi, Rehabilitasyon merkezimiz vesilesi ile çok özürlü tanımış oldum. En kolayı down sendromu diyorum. Çünkü çok farklı derecelerde özürlüler var. En zoru ne derseniz, ekseriyetle sonradan olanlar en zoru diyebilirim. Yani sağlıklı doğup, belli bir yaşa gelip; bir hastalıkla, kazayla, yada herhangi bir ihmalle olanlar en zoru. Hem daha öncesini yaşamış olmanın verdiği bir zorluk var. Yani psikolojik bir zorluk. Hem de vakanın ağırlık derecesi açısından zorluk... Şöyle örneklersem, mesela 12-13 yaşına kadar her aşamasına gözünüz gibi baktığınız; tonlarca emek sarfettiğiniz, zahmetler çektiğiniz ya...

misafirlerin en uzaktan geleni

Image
Geçtiğimiz pazar günü, eşimin bir arkadaşının vesilesi ile Türkiye'ye gelmiş Amerikan birkaç akademisyeni misafir ettik evimizde. Eğer evinize Türk olmayan, daha önce Türkiye'ye hiç gelmemiş, ya da Türkiye hakkında hiçbir fikri olmayan birileri geliyorsa, ne yemek yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Gerçi Çin, Hindistan gibi ülkelerden geliyor olsalardı eminim daha çok zorlanırdım. Amerika'lıların geniş bir mutfak yelpazesine sahip olduklarını biliyorum. Bu yüzden geleneksel yemekleri yapıp, onları en güzel şekilde ağırlamak konusunda endişelendim sadece. Menüyü saysam mı bilemedim ama, bir kaç tüyo vermem gerkirse, tarhana çorbası, güveç, sarma, kebap ve baklava tabiki olmazsa olmazlardandı. Birkaç çeşit daha vardı. En güzeli ise geldiklerinde iki masayı birleştirerek uzunca yaptığımız sofranın üzerindeki yemeklere bakıp şaşkınlık ifadeleriydi. Hiçbir karşılık beklemeden yapılıyor olması sanırım onların pek anlayamadığı birşey. Yemek yemek için herkesin sofrada oturup, ev sa...

Gamze'li anne Gamze...

Çok değil, bundan 6-7 ay kadar evveldi, koltuk altımdan gelen bir ağrının 10-15 gün kadar sürmesinin ardından  ; koltukaltımda bir kitle farkettim. Farkettiğim anda aklımdan geçenleri size anlatsam, anlatamazdım. Nasıl ifade edilebilirdi ki... İki evladımı nereye ve kime emanet edeceğimden tutun da, eşimin ne hale geleceği, anne-babamın nasıl hayatına devam edeceği vs vs... Doktorda soluğu almam sadece 1 saatimi aldı. Gözleri şiş şekilde bir muayene ve tahliller. Sonuçları doktora götürmem ve cevabı bekleme sürem toplamda 2 saatti.  Ama o iki saatin nasıl geçtiğini anne olanlar anlayabilir sadece... Sonuç temizdi ve emzirmeye bağlı olarak, süt bezlerinin mikrop kapmasından kaynaklanıyordu. Doktora mı teşekkür etmeliydim. Eşime mi sarılmalıydım. Çocuklarımı mı kucaklamalıydım.... Allah'a şükretmek en iyisi... O gün yaşadığımı, iki gün önce Gamze 'yi okurken tekrar hissettim. Ama malesef O'nun ki gerçekti.... Hıçkırıklarım içimde sel olmuştu. Hangimizin olm...

çocuk avuntusu

Ben kafası karışmış bir anne oldum. Ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilemez oldum. Hayatımı planlamaya dair sorun yaşadığımı farkettim.Gerçi bunu farkedeli hayli oldu ama; çözüme de gidemiyormuşum. Sanırım günlük, "kafama nasıl eserse" modundan çıkmam gerekiyor. Boşuna dememişler spor insanı zinde tutar diye. İki haftadır yapmaya başladığım spor, beni sağlıklı düşünmeye itmiş bile... Ama benim önemli bir sorunum şudur ki, iki çocukla nasıl aktivite yapacağımı bilmiyor olmam. Oğlum 4,5 yaşında ve anaokuluna gittiği için çok da üzerine düşmüyorum. Kızım da 2 yaşında. Onunla da gündelik işleri birlikte yapıyoruz. Mesela her yemeği neredeyse beraber yaparız. Ama ben ikisini aynı anda oyun oynatamamaktan şikayetçiyim. Ama şikayetçi olduğum, kendimin ta kendisidir. Ne cümleydi be! Mesela boyama yapmaya kalksak oğlumla, kızım bir dakika durmadığı gibi, ağbeyinin elinde ne varsa alıyor. Oğlum da oynayamadığından, basıyor yaygarayı. İkisi de sürekli, diğerinin elindekini istiyor...

Hipotermi.... E kar uyuşması işte :)

Image
Merhabalar, En son yazımda yazdan kalma kareler paylaşmışım. Ne kadar fark var. Biri iç ısıtıyor, biri de donduruyor. Çocukluğumuza gittik bu hafta İstanbul'da. Hazır, Seksenler diye bir dizi de yayınlanmaya başlamışken; hangimiz eskileri yâd etmiyoruz ki? "Çocukluğumuzda fakir değildik ama yokluk vardı." diyor Gani Müjde. Çok da doğru. Soba bizi birleştiren bir şeymiş. Şimdi herkes ayrı odada vakit geçirirken, bireyselleştik. Çocuklukta kar macerası olmayan akranım yoktur. (bu arada yaşım 7 senedir 23:))) ) Şimdilerde natioanal geographic kanalında yengeç avı gibi belgeselleri seyrederken çok fazla duyduğum hipotermi kelimesinin anlamını, ancak çocukluğumda kartopu savaşından, tüm üstüm sırıl sıklam eve gelip; sobanın başına geçtiğimde yaşadığım o uyuşma hissi ile tarif edebilirim size. Arkadaşların getirdikleri çamaşır leğenlerinin içine stoklanan kartopları, ekseriyetle kızlarla erkeklerin gruplaşmasıyla birbirimize...