şifahane

Şifahane ne demek? 
Neden Türkçeleştirdik.. ya da negatif anlamı olan bir kelime ile ilişkilendiren bi isim koyduk. Hayata pozitif bakmayı salık veren onca showbussines insan varken tv de; ya da Secret i tarif ede ede bitiremeyen onlarca kitap varken neden olumlama yapmaktan gittikçe uzaklaşıyoruz diye sormadan edemiyor insan.
Evrene gönderilen karşılıksız Mesajlar, iletilmedi raporları, çift mavi tık görememeler mi bizi bu hale getirdi? Yoksa platonik hırslarımız ve karşılıksız zevklerimizle aldığımız geri dönülemezlikler mi?
Sadece bir iki kelime değil benim dikkatimi celb eden.
Karşılaştığımız onlarca insan içinde bir tanecik kibar davranış kırıntısı gözlerimizi yaşartır hale geldi.
Yanınızdan geçen komşunuz size selam vermedi ama 12 derecelik açıyla başını mı eğdi. Aman Yarabbi! Ne saadet...
Mesela hasbel kader birine arabayı oraya bırakmamasını mı söylediniz?! Etrafta ne kadar insan varsa kaçışmalı o anda. Çünkü hata yapanın haklı çıktığı, bi şekilde sizi hönkürme gücüyle al aşağı edeceği bi zaman diliminde yaşar olduk. 
Uzadı mı diyorsunuz mevzu.
Yok durun hele daha yeni başladık...
İnsanların telefonla konuşurken kenara çekilip, ağızlarını kapattıkları zamanlardan, umuma açık mekanlarda avazı çıktığınca konuşan zamanlara geldik.
Bir bayan karşıdan gelirken, kenara çekilen erkeklerin olduğu zamandan, kadını ezerek geçen zamanlar..
bebek arabasıyla ya da tekerlekli sandalyeye avm asansöründe yer verilmeyen, üstüne azar işitilen zamanlar yaşıyoruz...
Hastanede, “bizim hastamız var!” Diye diğer hasta ve hasta yakınlarının azarlanabileceğini zanneden insanların günü bugünler...
Fırsatçılık ve eziciliğin piriminin yüksek olduğu zamanlar.
Çok mu yerle yeksan ettim sizce? Ya da çok mu olumsuz taraftan bakar oldum ben de, şikayet ettiğim herkes gibi?
Evet!
Beni yakından tanıyanların çok iyi bildiği gibi olumlama yeteneği çok iyi olan; işin özü herşeyin Hüdâ’dan geldiğini ekseriyetle kabul etmiş biri olan ben bile nâçar kaldım bu davranış biçimsizliğine...
Sanki sonunda yüzlerce sıfırı olan miktarlarca borçluymuşuz da “banane yaw” diyormuşuz gibi davranılmasına..
Zerafetin bir cevher olduğunu sanacak kadar nadir görülmesine..
“İyilik yap, denize at” atasözümüzün tersi denmişçesine davranılmasına...
İyi insan görmek istemenin lüks olduğununun düşündürülmesine..
Hal hatır sormacanın, derdi varken yanında olmanın, kimseye yük olmamanın, zahmet vermemenin, işi yokuşa sürmemenin, anlamaya çalışmanın, kötü gün dostluğunun mumla arandığı zamanlara...
 Hepsini unutun bunların...
Olumsuz ekleri olan tüm kelimeleri...

Neden mi bu kadar yazdım? Çünkü öyle hissettiğim zamanlar çok! Peki çözümü nasıl buldum?
Ben madem bundan rahatsız oluyorum, madem ben bu saydıklarım olmadığımı düşünüyorum ve madem böyle olmayacak çocuklar yetiştirmeye çalışıyorum o zaman yalnız da değilim.
O halde benim iyi niyetimi kaybettiğim yerlerimi onaracak güzel insanlar da var!
Evet belki az ama var...
Neden şikayet etmek yerine değişime kendi su-i zannımı tedavi etmeye çalışmayayım?

Konuyu toparlamak gerekirse
Şifa:
  1. Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma.
  2. Organizmanın kendi kuvvet ve koruma sistemleriyle kendisindeki bir hastalığı yok etmesi veya hastalık yapıcı etkilerden korunmaya gayret etmesi.
  3. iyi olma, kurtulma

Hane:

Ev, makam, yer...

Tedavi olunan yer demek varken; neden hastahane diyelim buralara..

Gelin kalbimizi tedavi etmeye dilimizden başlayalım...
Saygılar...

Comments

Popular posts from this blog

Geziyorum yazıyorum...

İkiz bebek arabası ve ikizsel hazırlıklar