Posts

Başlıksız

Image
Cuma gününün yorgunluğunu bir kenara bırakmak için cumartesi gecesi eşimle çocuklarsız bir kaçamak yaptık. "Eyvah eyvah" gerçekten çok hoş bir filmdi. Küfür olmadan ve belaltı espriler yüzünden sinemadan çıkınca kimsenin suratına bakamayacak duruma gelmeden ve adeta memleketime (Çanakkale) gitmiş gibi hissedince sahiden rahatladım. Pazar günü brunch'a gelecek arkadaşlarımız için hazırlığımı çıkmadan yapmıştım.Güzel geçen bir gün oldu. Akif Eren ile Gülcihan'ın oğlu oynadılar, yoluştular. Sonunda güle güle Salihçiğim şeklinde bir vedalaşma ile ayrıldılar... Ve bugün akşamda eşimin arkadaşları gelecek. Hazırlık yapmam gerekiyor ama boğaz ağrısı çektiğim için pek halim de yok. Bende post yayınlayayım dedim. Salata'nın tarifini özür dileyerek daha sonraki post'a erteliyorum. Buraya kadar okuduğun için seni de tebrik ve teşekkür...

Misafirlerin ardından

Image
Arkadaşlarla geçen güzel bir günün ardından, sanırım yediklerimizin lezzetinin eşdeğerinde bir tad kalıyor dimağımızda. Hayrunnisa, Sevim, İlknur, Leyla ve Emine ile geçen keyifli sohbetin yanında eşlik eden tarifler.. Patatesli börek Patatesli havuçlu yoğurtlu salata Tahin ve cevizli sarma Soya filizli maş fasulyesi salatası Annemin elmalı pastası İncirli cevizli kekli, iki muhallebili pasta Tatlının tarifi bir sonraki postta. Ve biriken tabiki çok şey var... Oğluşum biraz hasta ve sanırım kızımın alt damağındaki sertlik diş... Ben var ya ben , yahu sevgili okur ben ne zaman iki çocuk annesi oldum yahu?!!

my baby is 3 mounts. and my toddler is 30 mounts..

Image
Çok çok uzun zaman ardından sallanan salıncağın ninnisi eşliğinde iki uyuyan çocuk sessizliğinde yazıyorum. Kahvem olmak üzere ve kafam çok rahat şuan. Bir çok zaman olamadığı kadar hem de. Rana Eslem hanım şuan 3 aylık; tepkilerimiz oluştu. Gülüyor hatta canı azıcık acıdığında hemen dudak büküp ağlıyor. Ağabeyinin gözünün içine bakıyor. O ne yaparsa takip ediyor. Herhalde yaramazlıklarını kendine örnek alacak... Umumi merak konusuna geliyorum. Evet oğlum şuanda acayip kıskanıyor kardeşini. Aslında çok uysal ve genel anlamda kimseye zarar vermeyen ve hatta öpsün; öpülsün bayılan oğlum, kardeşini öpüyormuş gibi yaparak yanaklarına basınç uyguluyor. Bir yandan da öpüyor hani. Agucuk yaparken çenesine ve yanağına bastırıyor. Onu tam kucağıma aldığımda anne su içecektim diyor ve yerimden kalkamazsam sertleşiyor. Eline geçeni yere vurmaya başladı. Sürekli ağlamaya bahane arıyor ve canhıraş seslerle bağırıyor. Ve fakat kardeşini birbaşkasının sevmesine de tahammülü yok. Kardeşlik duygusuna ...

Kitap

Bu aralar malumunuz biraz karışık günler içerisindeyim. Sebebi yeni doğum yapmış olmam ve buna alışabilmem değil. Ama oğlumun bu duruma adaptasyonu ve kendi işlerimi ve ev işlerini bu duruma uyarlama sürecimin oturmamış olmasından kaynaklanıyor. Bende dışarı çıkamama halime evden alışveriş hali eklenince, hem de Akif Eren beyin etkinliklerine yeni soluk kazandırabilme çabama bir-iki kitapla cevap bulmaya çalıştım. Efenim şöyle ki, birincisi Fiona Watt'ın kırt kırt kağıt isimli kitabı. 3 yaşından biraz büyük çocuklar için olacağını düşünüyorum. Daha ince çalışmalar için uygun. Akif Eren için biraz daha erken etkinlikler ama hepsi süper. O zamanın gelmesini sabırsızlıkla bekleyeceğiz... İkincisi her anne baba adayının, annenin ve babanın evinde kesinlikle bulunması gerektiğini düşündüğüm, tıkandığınız ve sabrınızı zorladığınız noktada devreye girecek bir kitap. Ve kitap ismi, oğlumun bana en çok yönelttiği soru; " Benimle oynar mısın Anne?!" Ali Çankırılı'ya teşekkürü ...

wish list!

Yapılacak çok şey olduğunu farkedip, bunları görmeden sürekli düşünmek zihin yorucudur malumunuz. Ben yazarak aklımdakini kolaylayangillerdenim. Mesela seyahat öncesi hazırlanacakların listesini çıkarmak, markete gitmeden evdeki ihtiyaçları buzdolabı üzerindeki magnetli not defterine yazmak, alışverişe çıkmadan ne renk ve nasıl birşeyler istediğim konusunda tespitte bulunmak. (fazlasını almayayım diye!!, yani tahmin edersiniz ki hiç alışveriş sevmem. Aaa burnuma birşeyler oluyor.) Neyse konuma dönmem icap ederse ki ediyor, Ben bu sene daha doğrusu hamileliğim sebebi ile ertelediğim şeyleri yapmaya başlamam gerektiğinin farkındayım. Mesela iş dolayısı ile ve oğluşumun genel ihtiyaçları çerçevesinde kitap okuma işlevim neredeyse sıfıra inmişti ki; şuan "anne eli değmiş gibi" olan ben bu fırsatı iyi değerlendirmeye çalışıyorum. İndigo' lar hakkında gerekli bilgiye sahip olmak için araştırmalar yapılacak ve oğlumun davranışları anlamlı hale getirilecek. Fotoğrafçılık konusund...

Ağabeylikten kaçış!

Image
Kardeşini seviyor bunu görebiliyoruz.Kucağına almak istiyor, öpüyor, sevmeye çalışıyor. Ama bizim ilgi göstermemize de tahammül edemiyebiliyor. Kolay gelsin bize. A.E: Babacımm benimle oynar mısın? Baba: oynarım oğlum. A.E: Hadi dooğru odama o zaman. A.E: Babacım ne yiyorsun? Mandalina mı yiyorsun? Baba: Evet oğlum, mandalina yiyorum. A.E: Geçmiş olsun babacım. Anne: Oğlum lütfen yanıma gelir misin? A.E: Dur bidakka annecim, önce önce önceee şimdi oyun oynuyorum annecim gelemem... Anne:!! A.E: Anne sen burdan bi yere ayrılma! Anne: peki oğlum. A.E: Ben şimdi anneannemle sulu boya yapıcam, çok meşkulüm.. Sakın rahatsız etme.. Çok yakında bu konuşmaların biri tarafından daha yapılacağını bilmek çok hoş duygu.

Oldum mu? Galiba...

Ne tuhaftır anlatacak şey çok ama başlangıç yok. Bir kız bir erkek çocuk annesi oldum. Daha pratik oldum. Annemi daha da iyi anladım, hak verdim. Yattım dinlendim. İki kardeşi eşit sevmeye gayret ettim. Yeni notbooka alışmaya çalıştım. Badire atlattım, içim sıkıldı sonra geçti. Hayat güzeldi, güzel, güzel olacak. Kızımın kokusunu içime çektim, çektim. Bunu çok özlemişim. Çaresizliğini seyrettim.Çabalamasından güç aldım. Oğlumun kendini garip hissetmesini anlamaya çalıştım. Hak verdim. Aynaya baktım, tuhaf göründüğümü farkettim. Üzüldüm, sonra geçeceğini hatırladım sevindim. Geceleri çok uyandım.Hemen uykuya daldım. Evde dingin bir hava. Sanki sinirlerimi aldırdım. Allah'ım annemin yanımda olması ne güzel nimet. İçimde süt oluyor olması ne şaşırtıcı. Bununla bir çocuğun doyması ne şahane. Artık "çocuklar nasıl?" diye sorulması enteresan... Anlatabildim mi? Mutluyum. Hisliyim. Anladım sanırım anneliği sindiriyorum. Belki de daha çok anlayacağım. Umarım anlarım. Herkes anlas...